Fakültemiz Milletlerarası Hukuk ABD Başkanı Prof. Dr. Yücel Acer, Türkiye’nin Akdeniz’de Meşru Savunma Hakkı’nın bulunduğuna yönelik olarak, Anadolu Ajansı’na (AA) değerlendirmelerde bulunmuştur.

  • 28 Haziran 2020

Fakültemiz Milletlerarası Hukuk ABD başkanı Yücel Acer, Anadolu Ajansı’na (AA) yaptığı değerlendirmede, Libya’ya giden ticari gemilerimize diğer ülkelerden herhangi bir müdahalede bulunulmasının illegal ve gayrimeşru olduğunu dile getirmiştir. Acer, koruma altındaki gemilere Akdeniz’de saldırılması durumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin müdahale hakkının bulunduğu değerlendirmesini yapmıştır.

Yakın dönemde, Yunan ve Fransız savaş gemileri Türkiye’den Libya’ya giden kargo gemilerini durdurmaya çalışmış, fakat kargo gemilerine eskortluk yapan Türk savaş gemileri müdahaleye izin vermemişti. Acer, milletlerarası hukuka göre uluslararası sularda hiçbir devletin egemenliğinin bulunmayacağını hatırlatmış, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak, açık denizlerin, kıyısı olup olmadığına bakılmaksızın tüm ülkelerin kullanımına açık olduğunu ifade etmiştir.

Prof. Dr. Acer, ayrıca, ülkelerin sahip olduğu taşıma özgürlüğünün, deniz üzerinde uçak uçurma özgürlüğünün ve deniz altına denizaltı kabloları ve boru hatları yerleştirme özgürlüğünün, açık denizde yapay ada veya başka bir tesis inşa etme özgürlüğünün, balık avlama özgürlüğünün, bilimsel araştırma yapma özgürlüğünün uluslararası hukuk tarafından tanınmakta olduğunu vurgulamıştır. Sayın Acer’in üzerinde durduğu bir başka nokta da ifade edilen bağlamda Türkiye’nin münhasır ekonomik bölge ilan etmiş olsun veya olmasın, açık denizlerde gemilerini koruma hakkına sahip olduğudur. Acer, açık denizlerdeki her geminin (sivil, askeri, bireysel ya da resmî) bayrak devletinin yasama, yürütme ve yargı yetkisine dahil olduğunu da ifade etmiştir.

Acer, uluslararası sularda yapılan bir müdahaleyi meşru kılan durumları, köle ve uyuşturucu ticareti, korsanlık ya da açık denizlerden izinsiz yayın yapılması olarak sıralamış, bir müdahalenin ancak, bir geminin milliyetsiz olması, yabancı bir milletin bayrağını taşıması, bayrağını göstermeyi reddetmesi yahut sayılan suçlardan en az birinin kapsamına giren bir durum olması halinde meşru olacağını belirtmiştir. BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre bu tür müdahalelerin “ziyaret hakkı” kapsamında olduğunu da eklemiştir. Bu müdahale kapsamında izin verilen askeri personelin gemiye çıktığında, yalnızca belgeleri ya da şüphe edilen durum ile ilgisi olan kargoyu kontrol etme hakkının bulunduğunu ifade etmiştir. Bu tip durumlarda dahi ticaret dışı amaçlarla kullanılan resmi gemilerin ve savaş gemilerinin bağışık olduğunu da hatırlatmıştır. Bu sebepler ışığında Acer, Libya’ya giden ticari gemilerimize diğer ülkelerden herhangi bir müdahalede bulunulmasının illegal ve gayrimeşru olduğu değerlendirmesini yapmış, müdahale durumunda koruyucu devlet ya da bayrak devletinin meşru savunma hakkını elinde bulundurduğunu ifade etmiştir. Buna göre, hukuksuz bir müdahale durumunda Türk savaş gemileri, Türk bayrağı taşıyan gemileri korumak için gerekli tedbirleri alma hakkına sahiptir.

Acer, açıklamalarına, “Türk savaş gemileri ihtiyaç ortaya çıkması halinde gerekli askeri tedbirlerle karşılık verebilir” ifadeleriyle devam etmiş, “Eğer müdahalenin politik amaçlarla yapıldığı yönünde kanıtlar bulunuyorsa müdahale eden personel hakkında cezaî süreç başlatmak da mümkündür” değerlendirmesinde bulunmuştur. Türk bayrağı taşıyan gemilere yapılacak herhangi bir müdahalenin Türk yargı otoritelerinin yargı yetkisi kapsamına gireceğini de eklemiştir.

AB'nin mart ayında Libya'ya yönelik silah ambargosunu uygulamak için başlattığı Irini Operasyonu kapsamında Akdeniz'deki Türk gemilerini teftiş etmelerinin meşru olup olmadığı konusuna da değinen Acer, açık denizlerde asıl önemli olanın bayrak devletinin denetimi olduğunu ifade etmiştir. "Bayrak devleti bir inceleme yaparsa, kural olarak boşluk kalmaz," diye eklemiştir.

Acer ayrıca, bir devletin ambargoyu ihlal ettiğine inanılırsa, açık denizlerin denetim yapılması için uygun olmadığını dile getirmiştir. Acer’in değerlendirmesi, bu gibi durumlarda, uluslararası hukuka uygun olarak devletlerin egemenlik haklarına saldırılmadan başka yöntemler denenmesi gerektiği yönünde olmuştur.

Silah ambargosunun, çeşitli güvenlik anlaşmalarına dayanarak ülkenin BM tarafından tanınan meşru hükümetine gönderilen silahlar için değil, sadece yasadışı silahların Libya'ya aktarılması için geçerli olduğunu açıklayan Acer, “Bu açıdan, Türk gemilerinin denetlenmesi meşru olmayacaktır. Çünkü 28 Kasım 2019'da iki ülke arasında güvenlik ve askeri iş birliği anlaşması imzalanmıştır” biçiminde değerlendirmede bulunmuştur.

Haberin tamamına ulaşmak için: https://www.aa.com.tr/en/turkey/-turkey-can-use-right-of-self-defense-in-mediterranean-/1892586 adresini ziyaret ediniz.