Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen ve Bursa Büyükşehir Belediyesince desteklenen “Uluslararası Mecelle Sempozyumu (Tedvini, Uygulaması ve Günümüze Etkileri)” 25-27 Eylül 2017 tarihleri arasında Bursa’da gerçekleştirildi. Sempozyumunu açılış konuşmalarını Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit yaptı. Açılış konuşmalarında, Mecelle’nin hukuk tarihi açısından önemi üzerinde durularak bütün hukukçuların Mecelle’yi bilmesi ve özümsemesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca sempozyumun, Mecelle üzerine yapılacak bundan sonraki çalışmalar için bir başlangıç olması temennilerinde bulunuldu.

Bilgi şölenine Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in yanı sıra, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Bursa Valisi İzzettin Küçük, milletvekilleri, Ürdün ve Umman’dan gelen yüksek mahkeme başkanları, başsavcılar ve bilim adamları iştirak etti. 14 farklı ülkeden 60 konuşmacının yer aldığı sempozyuma, katılım oldukça yoğun oldu.
Sempozyumun ilk gününün 2. Oturumunda Ali Haydar Efendi Salonunda AYBÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Hukuk Tarihi Dalında öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Kılınç ile AYBÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Medeni Hukuk Dalında öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ünsal Dönmez tebliğlerini sundu. Kılınç, “Mecelle’ye Göre Zamanaşımı: Uygulamada Görülen Aksaklıklar Ve Çözüm Önerileri” başlıklı sunumunda, Mecelle’de zamanaşımına ilişkin hangi hükümlerin tesis edildiğini ayrıntılı şekilde açıkladı. Arşiv belgelerinden edinilen bilgiler ışığında uygulamada yaşanan sıkıntıları ortaya koyan Kılınç, pratiğe ilişkin tahlillerde bulundu. Dönmez, “Karşılaştırmalı Hukuk Tekniği Açısından Mecelle Ve Dönemdaş Kanunların İncelenmesi” isimli tebliğinde, Osmanlı’nın çağdaşı Fransa, Almanya, İtalya ve Avusturya gibi devletlerin medeni kanunları ile Mecelle’yi karşılaştırmalı olarak ele aldı. Mecelle’nin “yaşayan bir hukuk sisteminin başlangıcı” olduğunu ifade eden Dönmez, Mecelle’nin Türk özel hukuk tarihi açısından ne derece kıymetli olduğunu ortaya koydu.