Raporda, “Asrın Felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin yalnızca Türkiye içinde değil, dünya genelindeki Türk toplumu açısından da önemli bir kırılma noktası olduğu vurgulanıyor. Almanya’dan Amerika’ya, İskandinav ülkelerinden Avustralya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Türk diasporasının, afet sürecinde hızlı bir şekilde organize olarak Türkiye’ye maddi ve manevi destek sağladığı belirtiliyor.
Çalışmanın öne çıkan bulgularından biri, literatürde “ana vatana yönelim” olarak tanımlanan kavramın kriz anlarında somut katkıya dönüşmesidir. Araştırmaya göre diaspora mensupları için Türkiye yalnızca ziyaret edilen bir tatil destinasyonu değil; sorumluluk duyulan güçlü bir aidiyet alanı olarak görülmektedir.
Raporda, deprem sürecinde Türk diasporasının bulunduğu ülkelerde geniş çaplı yardım kampanyaları organize ettiği, sivil toplum ağları üzerinden kaynak ve lojistik destek sağladığı ve bu dayanışma ruhunun yalnızca sembolik bir bağlılıkla sınırlı kalmadığı ifade ediliyor. Bu süreçte diaspora topluluklarının, ana vatanın kriz anlarında hızlı mobilize olabilen önemli bir sivil güç olduğu ortaya konuyor.
Araştırmanın sonuç bölümünde ise Türkiye ile diasporası arasındaki bu güçlü bağın yalnızca afet dönemleriyle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanıyor. Rapora göre, diasporanın sergilediği dayanışma ve ana vatana yönelim, Türkiye ile diaspora arasında çok yönlü, kalıcı ve nitelikli bir kalkınma ortaklığına dönüştürülebilecek önemli bir potansiyel barındırıyor.
AYBÜ GPM’nin yayımladığı rapor, diaspora çalışmaları ve afet sonrası toplumsal dayanışma konularında önemli bir akademik katkı sunmayı hedefliyor.