SULTAN YILDIRIM BAYEZİD HAN
Sultan Yıldırım Bayezid 1354 yılında doğmuş, 1402'de vefat etmiştir. Osmanlı padişahı 1. Murad’ın büyük oğlu olarak döneminin en önemli askeri ve siyasi figürlerindendir. 1381 yılında Germiyanoğlu Süleyman Çelebi'nin kızıyla evlenmiş, devletin doğu sınırlarını koruma görevini üstlenmiştir. Savaşlarda gösterdiği cesaretten ötürü kendisine "Yıldırım" lakabı verilmiştir. Kosova Savaşı’nda önemli rol oynayan Yıldırım Bayezid babasının ölümünden sonra tahta çıkarak Anadolu’daki beyliklerin isyanlarıyla mücadele etmiş, devletin topraklarını genişletmiştir. Balkanlarda da güçlenen Yıldırım Bayezid Bizans İmparatorluğu üzerindeki denetimini artırmış, birçok bölgeyi Osmanlı topraklarına katmıştır. Yıldırım Bayezid, Osmanlı Devleti'nde merkezi devlet anlayışını kuvvetlendirmiş, idari yapıyı kurmuş, kul sistemini düzenlemiş, yeni örfi hukuk uygulamaları ve kanunnameler çıkartmıştır. Yönetimi altında devletin sınırlarını Tuna’dan Fırat’a kadar genişletmiş, Osmanlı Devleti'ni uluslararası siyasetin önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. Dönemin Abbasi halifesinden "Sultan-ı İklim-i Rum" unvanını almış, daha önce hükümdara bey ve gazi denilirken sultan unvanını ilk kez Yıldırım Bayezid kullanmaya başlamıştır. Bursa’daki Ulucami ve İstanbul’daki Anadoluhisarı gibi yapılar onun döneminde inşa edilmiştir.
Malazgirt Zaferi’nden kısa bir süre sonra 1073’te Türkler tarafından fethedilen Ankara, Anadolu’nun kalbinde yer alan önemli bir kavşak noktası haline gelmiştir. Doğu ile batı arasındaki önemli ticaret ve askeri yolların üstünde yer alması, şehri askeri ve ekonomik açıdan da dikkat çekici kılmıştır. Bu yüzden Ankara'nın stratejik konumu ve coğrafi özellikleri şehri yüzyıllar boyunca hem askeri hem de idari açıdan önemli hale getirmiştir. Ankara'nın kuzeyinde Çubuk yakınlarında bulunan Aktepe ve Yukarı Çavundur kaleleri bölgenin askeri bakımdan önemini açıkça göstermektedir.
Ankara 1354 yılında Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. Ankara Osmanlı tarihi bakımından önemli olup hem Ankara Savaşı hem de öncesinde Yıldırım Bayezid’in hayatında da önemli izlere sahiptir. Bu izlerin başında Yıldırım Bayezid'in İsfendiyaroğulları üzerine yaptığı sefer sırasında Ankara'da kışlaması gelmektedir. Yıldırım Bayezid 1391'de İsfendiyaroğulları'na doğru sefere çıktığında o yılın kışını Ankara'da geçirmiş, beraberindeki Bizans İmparatoru 2. Manuel Paleilogos ise Hacı Bayram-ı Veli olduğu tahmin edilen bir müderrisin evinde misafir kalmış, müderris ile fikri sohbetler yapmıştır. Ankara'nın Yıldırım Bayezid'in hayatında buraktığı ikinci iz ise Ankara Savaşı'dır.
Emir Timur'un Anadolu'ya ulaştığı haberini alan Yıldırım Bayezid hızla Ankara'ya hareket ederek kalenin güvenliğini sağlamaya çalışmış, Osmanlı ordusunun her türlü hareketini öğrenen Emir Timur ise Tokat tarafının tutulduğunu öğrenince Kayseri ile Kırşehir üzerinden Ankara’ya gelmiş ve kaleyi kuşatmıştır. Diğer yandan Yıldırım Bayezid de hızlı bir ilerleyişin ardından Kalecik ile Ravlı üzerinden ve Timur’un hiç beklemediği bir yoldan Çubuk Ovası'nın batı kıyısındaki Melikşah köyüne intikal etmiştir. Böylelikle Ankara Savaşı Çubuk Çayı, Hacılar Köyü, Kuşçu Dağı, Mire Dağı, Kışlacık Deresi ve Karacaviran arasında yaşanmıştır. Savaş sonrasında Çelebi Mehmet ile Osmanlı merkezi idaresi öncesinden daha da merkezi bir organizasyona dönüşmüş, Ankara da önceki merkezi konumumu sürdürmüştür. Ankara Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar Anadolu Beylerbeyliği'nin merkezi olmuş, bugün gibi dün de doğuya açılan yolların kapısı olma özelliğini sürdürmüştür. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi de bu tarihi mekanın merkezinde kurulmuş bir üniversitedir.