Hukuk Fakültesi
|

Dekanın Mesajı

single

Sevgili Gençler, Değerli Ziyaretçiler;

Adalet, insan ruhunun akıl, öfke ve arzudan ibaret üç gücündeki aşırılıkların denge halidir. Hukuk kurallarının amacı ise, bu dengeyi din ve ahlâk kuralları ile birlikte toplum hayatında sağlamaktır.

Bu açıdan bir hekim ile hâkimin yaptığı faaliyeti birbirine benzetmek mümkündür. Çünkü hekim, vücudumuzda bozulan fiziki ve psikolojik dengeyi, hâkim ise kişiler ve toplum arasındaki haklar dengesini kurmaya çalışır.

Her hakkın sahibine teslim edilebilmesi; ağlayan çocukların gülebilmesi, çalışanların emeklerinin karşılığını alabilmesi, haksızlıkların bunu yapanların yanına kâr kalmaması; canımıza, malımıza ve devletimizin bekasına kast edenlerin toplum içinde elini kolunu sallayarak gezmemesi hep hukukçuların adalet nöbetindeki ciddiyetine, samimiyetine, vazife, insan, memleket ve millet aşk ve gayretine bağlıdır.

Bu nokta, insanlık aleminde adaletin timsali olarak gösterilen Hz. Ömer’in “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de Adl-i İlâhi sorar Ömer’den onu” sözünde ifadesini bulmaktadır.

Kurulduğu günden bu yana fakültemiz “adaletli hukukçular yetiştirmeyi” kendine şiar edinmiştir. Meslek olarak kendisine hukukçuluğu seçen herkeste böyle bir adalet aşkının olduğuna inanıyoruz. Bu misyonun sıradan bir hukuk eğitimi ile yerine getirilemeyeceğinin de farkındayız.

Bu yüzden sizleri, bu misyonu paylaşmaya, din, dil, ırk vb. hiçbir şey ile bağlantısı nedeniyle değil, sadece ve bizzat hak olduğu için yüce olan hukuk eğitimi için fakültemize davet ediyoruz. Fakültemiz, iyi bir hukuk eğitimi için ihtiyaç duyulan her şeyi sunabilecek kapasitededir. Mesleğini seven ve bunu özveri ile ve en iyi şekilde yerine getirmeyi hedef edinmiş, genç ve donanımlı bir kadroya sahibiz. Ders programlarımız ve fiziki ortamlarımız, öğrencilerimizin iyi bir hukuk eğitimi almasına uygun oluşturulmuştur.

Ancak, bilindiği üzere, iyi fiziki imkanlara sahip bir hukuk fakültesine girmek ve buradan mezun olmaktan daha da önemlisi;

- Gerçek anlamda hukukçu olmak, adaleti özümsemek, onu içselleştirmek, hayatı, bu hayatta üstlendiğimiz bütün rollerimizle bir hukukçu olarak yaşayabilmektir.

- Her zaman, her yerde ve her meselede haktan ve haklıdan yana, hakkaniyetli ve âdil bir çizgi takip edebilmek, hukuku hayatında sergileyebilmektir.

- Her zaman, her yerde ve her meselede haksızlığın ve adaletsizliğin karşısında olabilmek, haklıya, hakkın hatırı için destek olabilmektir.

- Hakkı ve haklıyı yere düşürmemek, Mehmed Akif’in ifadesiyle “çiğnense bile, hakkı tutup kaldırabilmektir”.

- Hukuku kendimize bir hayat tarzı yapabilmektir.

- Adalet ve hakkaniyet ile mümeyyiz olmak, bu sıfatla tanınmaktır. Kendisinden söz edildiğinde adalet ve hakkaniyeti çağrıştırabilmektir.

Hz. Mevlâna adaleti, bir ağaca su vermeye ve bir nimeti yerine koymaya, zulmü ise bir dikeni sulamaya ve bir şeyi yerinde kullanmamaya benzetmektedir. Yaşadığımız toplumda topyekûn adaletin tesisi, sadece “hukukçu” sıfatına sahip olanların değil, aynı zamanda bütün anne ve babaların, onlarla birlikte çocukların, birbirlerine karşı kardeşlerin ve eşlerin; öğretmenlerle birlikte öğrencilerin, işverenlerle birlikte işçilerin, satıcılarla birlikte müşterilerin, hülâsa hepimizin adaleti bir hayat tarzı olarak benimsemesi ve yaşamasıyla mümkün olacaktır.

Ülkemize ve insanlığa adil bir hukukçu olarak katkı sunmak isteyen herkesi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne davet ediyoruz.

Selam ve saygılarımla,

Prof. Dr. Hayri BOZGEYİK

Dekan