Sayın Rektörüm, Büyükelçim, Değerli katılımcılar, Sevgili öğrenciler
Öncelikle fakültemize hoş geldiniz. Sizleri bugün aramızda görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.
Türkiye AB ilişkileri yarım asrı aşan bir hikaye. Dalgalı bir seyir izliyor. İnişli, çıkışlı. Her iki tarafın da birbirlerine karşı eleştirileri var.
Ama her iki tarafın da birbirlerine verdiği çok değerli katkılar var.
Türkiye’nin 2000’ler sonrasında demokrasisini geliştirmesinde, vesayet rejimlerini aşmasında, özgürlük çıtasını yükseltmesinde AB’nin desteği çok büyük. AB desteği olmadan bunları başarabilmesi çok zordu.
Diğer taraftan, bugün Avrupa’da aşırı sağ oylar gittikçe artıyor. Pek çok ülkede faşist partiler iktidarı paylaşıyorlar. Bunun önemli nedeni göçmenler. Türkiye tek başına 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Türkiye eğer bu 4 milyona ev sahipliği yapmasaydı, Avrupa demokrasileri herhalde bundan çok daha büyük zarar görürdü. Türkiye mülteci politikası ile Avrupa demokrasilerine çok büyük katkı sağlamıştır.
Dünya daha çok belirsizliğe doğru gidiyor. Ortadoğu, Balkanlar, Eski Sovyet coğrafyası belirsizliklerle karşı karşıya. Belirsizlikler çağında Türkiye ve AB birlikte daha fazla işbirliği yapabilir. Çünkü çoğu kez teorik düzeyde yaklaşımları ortak. Demokrasiyi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, rekabet, açık toplum her iki tarafın paylaştığı ortak değerlerden.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye ve AB orta doğuda daha fazla işbirliği yapabilir. En temel insan hakkı, yaşam hakkıdır. Türkiye mülteci politikası ile pek çok ülke gibi “banane” demeyerek, yaşam hakkına, burada alçak gönüllü olmayacağım, dünyada yaşam hakkına en fazla katkıda bulunan ülkedir. AB yaşam hakkına, orta doğuda barışa daha fazla katkıda bulunabilir.
Türkiye ve AB’nin bildiğim kadarı ile Ukrayna politikaları da örtüşüyor. Daha fazla birlikte işbirliğine gidilebilir.
Balkanlar politikaları da benzemekte tarafların. Savaş ihtimalini azaltmak, huzura katkı vermek için birlikte çalışılabilir.
Özetle, gittikçe artan belirsizlikler çağında, demokrasi, insan hakları, adalet temelinde taraflar balkanlarda, orta doğuda, uzak doğuda ve dünyanın diğer geri kalan bölgelerinde birlikte çalışabilir.
İki tarafın da pek çok noktada işbirliği potansiyeli varken, taraflar kendi içlerindeki, karşıt kesimlerin bu ilişkileri zehirlemesine izin vermemeli. Bu bağlamda AB özellikle FETÖ ve Türkiye karşıtı diğer kesimlerin Türkiye ile ilişkileri zehirlemesine izin vermemeli.
Bu tür çalışmalar ve panel daha pozitif bir gelecek için birlikte yapabileceklerinin görülmesi açısından son derece değerlidir.
Bu duygularla saygılar sunuyorum.
Prof. Dr. Kudret Bülbül
Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi