Prof. Dr. İlyas Canikli İslam Siyaset Düşüncesi ve Hadis Çalıştayında “İslam Siyaset Düşüncesi ve Hadis” başlıklı tebliğ sunmuştur.

  • 03 Haziran 2024
  • 15:32
Prof. Dr. İlyas Canikli İslam Siyaset Düşüncesi ve Hadis Çalıştayında “İslam Siyaset Düşüncesi ve Hadis” başlıklı tebliğ sunmuştur.

     Fakültemiz Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Canikli 01.06.2024 tarihinde Konya ‘İlmî Düşünce Mektebi’ tarafından gerçekleştirilen; İslam Siyaset Düşüncesi ve Hadis Çalıştayı’na davet edilmiş ve kendisi “İslam Siyaset Düşüncesi ve Hadis” başlığında bir tebliğ sunmuştur. Canikli tebliğinde özetle şu gibi düşüncelere yer vermiştir: Kur’an’ın siyasi alanda ortaya koyduğu adalet, istişare, ehliyet ve ihtilaflı işlerde Allah ve Rasûlünü hakem tayin etme ilkeleri ve Hz. Peygamber’in yirmi üç yıllık siyasi uygulamaları bu konuda çaba harcayan ve bir fikir ortaya koymak isteyenlerin her zaman göz önünde bulundurmaları gereken vaz geçilmezlerdir. Ancak çeşitli dönemlerde siyasi alanda Kur’an’ı ve sahih sünneti esas alarak hareket ettiklerini söyleyen kimselerin/Müslümanların pek de iyi örnek ortaya koyamadıkları malumdur. Adalet, danışma, görevi ehline verme gibi çağlar üstü olarak nitelenebilecek bu kavramların birbirimize vaaz ve nasihat etme dışında genel anlamda zihinsel ve kurumsal anlamda tekâmül edemediğini de fark etmek gerekir. Bir öz eleştiri yapmak gerekirse günümüz İslam dünyasındaki bireysel, toplumsal ve yönetim birimlerinde adalet, istişare ve görevi ehline verme gibi temel ilkelerin içlerinin nasıl boşaltıldığı ve zayi edildiği ve diğer alanlarda olduğu gibi bu alanda da din istismarı yapıldığı canımızı sıksa da bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

     Kur’an’ın siyasi alanda ortaya koyduğu temel prensipler, Rasûlullah’ın sahih sünneti başta olmak üzere ve bütün bunlara ilaveten insanlığın tecrübesi de dikkate alınarak ortak aklın kullanılmasıyla yönetim ve siyaset alanındaki sorunların üstesinden gelmenin mümkün olduğunu söylemek gerekir. Nasıl ki hayat dinamik ise din ve dair şeylerin de dinamik olduğu göz önünde bulundurularak, yerel değil de evrensel İslam ilkelerine göre hareket etmek, belki de mensubu olduğumuz dini yeniden düşünmek ve keşfetmek anlamına gelecektir.