KAMUYOYUNA AÇIKLAMA
Yüce İslam dini, Allah’ın kelamına ve sevgili peygamberimizin Sünnet-i seniyyesine dayanır. Kitap ve Sünnet, mü’minlerin hayatına rehberlik eden esaslar sunar. Bu esaslar, ayrıştırıcı değil, birleştiricidir; çatışmacı değil uzlaştırıcıdır, zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcıdır; dışlayıcı değil kapsayıcıdır, tehditkâr değil müjdeleyicidir; hayatın dışında değil içindedir. İslam, daima iyiliği ve adaleti öğütler, kötülüğü ve zulmü yasaklar; din, can, mal, akıl ve neslin korunmasında azami titizliğin gösterilmesini emreder.
Müslüman toplum, bu değişmez esaslara bağlı kalarak hayatı düzenler, sorunlarını çözer. Müslümanlar, en zor zamanlarında bile bu esaslardan aldıkları güçle; sabır, tevazu ve sağduyu ile hareket ederler. Esasları yorumlama yetkisi, ümmetin ve alimlerindir. Ümmet ve alimler, icma ve içtihad yoluyla dinin esaslarından hareketle hayata ve topluma yön verirler; sabit ilkelere dayanarak zamanın şartlarına, örf ve adetlere göre sorunlara yeni çözümler üretirler. Esaslar değişmezken yorumlar değişir. İslam, belli dönemlerdeki yorumları sürekli tekrarlayan durağan bir kültür değildir, aksine dinamik ve canlı bir dünya görüşüdür.
İslam’ın mesajı, tarihi deneyimi ve yöntemi bu kadar açık iken olumsuz yaklaşımlar, yüce değerlerimizi çatışma ve ayrışma konusu haline getirmektedir. İslam toplumunun değerli mesaisini, yaşadığımız zamana ait olmayan sorunlar, kadınlara karşı aşağılayıcı ve ayrımcı ifadeler, mahrem konularla ilgili yüz kızartıcı yorumlar, Müslümanların tahsiniyyat olarak gördükleri sanat, edebiyat ve musikiye karşı görüşler meşgul etmektedir. Bunlar, çözüm bekleyen sorunlarımıza cevap vermediği gibi günün şartlarını ve insan ilişkilerini de göz ardı etmektedir. Bu yönüyle İslam’ın evrensel ilkelerine ve hayatı kucaklayıcılığına aykırıdır.
Aşırı görüşler her toplumda olabilir. Müslümanlar çok-kültürlülüğe ve farklılıklara karşı da hoşgörülüdür, ancak bunların sürekli görünür hale getirilmesinin, marjinal görüşlerin ön plana çıkarılmasının kasıtlı olduğunu; İslam’ın nezih ve değer üreten yüzünü örtme amacına ve Müslümanları on yıllardır kriminalize etme çabalarına hizmet ettiğini düşünüyoruz. Hem bu tutum içinde olanlara hem de bunları İslam’a ve Müslümanlara saldırmak için kullananlara karşıyız.
Bugün İslam toplumlarının hedefi, geçmişte yaşadıkları baskı ve sömürgecilikten sonra aşırılıklardan uzak şekilde ve sağduyu ile tekrar İslam’ın değer üreten yüzünü ihya etmek, Kur’an ve Sünnet’i hayata rehber kılmaktır.
Bu cihetle, İslam’ın prensiplerine ve toplumun ihtiyaçlarına karşı duyarlı, İslam toplumlarının esas sorunlarını, acılarını, beklentilerini, çatışma ve gerilimlerini bilen ve sorumluluklarımızı derinden hisseden akademisyenler olarak;
- Bu marjinal söylem ve eylemlerin bugünün Müslüman toplumunun anlam ve zihin dünyasında karşılığı olmadığını,
- Geçmişte ihtiyaç ve şartlara göre verilmiş hükümlerin İslam’ın esasları olarak görülemeyeceğini,
- Dinin detaylarına ait meselelerdeki ihtilafın ayrışma ve çatışma meydana getirmesinin doğru olmadığını,
- Mezhepleri, hayatın iç renkleri ve hayırda yarışma vesileleri olarak değerlendirdiğimizi, ayrılma ve ayrışma aracı olarak görmediğimizi,
- Kişilere ve olaylara özel olarak verilmiş eski fetvaların İslam’ın temel kaideleri ve genel hükümleriymiş gibi bugün tekrarlanmasının fıkhi usullere aykırı olduğunu,
- Sayın Cumhurbaşkanımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle yapmış olduğu konuşmalardaki din ve değişim konusundaki hassasiyetlerini anlamlı bulduğumuzu,
Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi